Anasayfa
Facebook
Google+
İnstegram
Twitter
İletişim

Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği

Dünyanın kutuplar hariç hemen her yerinde yaşayıp çeşitli seviyelerde et ve süt verebilen 800`den fazla sığır ırkı vardır. Ancak dünya süt ve et üretiminin büyük bölümü sınırlı sayıda ırktan karşılanmaktadır.

Sığır dünya süt üretiminin %83`ü, et üretiminin de yaklaşık %21`ini sağlamaktadır. Mandanın dünya süt ve et üretimindeki payı ise yaklaşık %13 ve  %1,2 kadardır. AB ve ABD söz konusu olduğunda durum biraz farklılaşır. Dünya süt üretiminin yaklaşık beşte birini üreten AB ülkeleri ile %12`sini üreten ABD`de sütün hemen hemen tümü sığırdan sağlanır. AB ve ABD et üretiminde sığırın payı sırasıyla, %17,1 ve %27,8`dir (Tablo 1).

Tablo 1- Dünya, Avrupa Birliği (28) ve Türkiye`nin 2012 Yılı Et ve Süt Üretiminde Sığırın Payı, %

  Toplam süt

üretiminde

Toplam et

üretiminde

Kırmızı et üretiminde

(Domuz eti hariç)

Dünya 83,0 20,9 75,6
AB(28) 96,8 17,1 87,8
ABD 100,0 27,8 99,4
Türkiye 91,8 29,8 87,3
Kaynak: Akman ve ark. (2015)

TÜİK`e göre 2013 yılında Türkiye`de üretilen 18,2 milyon ton sütün %91,4`ü sığırdan elde edilmiştir. Bir başka ifadeyle sığırdan elde edilen süt miktarı 16,7 milyon tondur.

Et üretiminde sığırın payı %30 kadardır. Kırmızı et üretimi söz konusu olduğunda bu pay artar ve %90`a yaklaşır.

Türkiye`de kişi başına hayvansal proteinin %47,3`ü sütten elde edilirken, bu değer Dünya, ABD, AB`de sırasıyla %25,9 ve %31,4, %33,8`dir. Buna karşılık etin Türkiye`de hayvansal gıdalardan üretilen proteine katkısı %38,4 iken; Dünya, ABD, AB`de sırasıyla %44,8, %55,2 ve %46,0`dır (Akman ve ark., 2015).

TÜİK verilerine göre son 11 yıllık dönemde sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) yılda ortalama %4,9 oranında artarken, tarım sektöründeki büyüme hızı %2,2 olmuştur. Değişim hızlarındaki bu farklılık gayri safi yurt içi hasılada tarımın payını %12,2`den %9,2`ye düşürmüştür.

2012 yılı itibariyle tarımsal üretiminde hayvancılığın payı Türkiye‘de yaklaşık %35, AB`de %44 kadardır. Hayvansal üretimden sağlanan gelirin Türkiye`de yaklaşık %58`i, AB`de de %51`i sığırdan elde edilmiştir. Bir başka ifadeyle sığır, toplam tarımsal gelirin Türkiye‘de %20`sini, AB`de ise %23`ünü gerçekleştirmiştir (Akman ve ark., 2015).

TÜRKİYE`DE SIĞIRCILIK

1980 yılından bu yana Türkiye`de nüfusun %70`in üzerinde (yaklaşık 44 milyondan 77 milyona) artmasına karşılık, toplam hayvan varlığının %32 düzeyinde gerilediği (yaklaşık olarak 85 milyondan 57 milyon başa düştüğü) görülmektedir.

Tablo 2- Yıllar İtibariyle Türkiye Hayvan Varlığındaki Değişmeler (1000 Baş)

Yıllar Sığır Koyun Ankara

Keçisi

Kıl

Keçisi

Manda
1928 6.934 13.632 3.170 8.936 795
1950 10.123 23.083 3.966 14.498 948
1980 15.894 48.638 3.658 15.385 1.031
1984 12.410 40.391 1.973 11.127 544
1990 11.377 40.553 1.279 9.698 371
2000 10.761 28.492 373 6.828 146
2005 10.526 25.304 233 6.284 105
2007 11.037 25.462 191 6.095 85
2009 10.724 21.750 147 4.981 87
2010 11.370 23.090 153 6.141 85
2011 12.386 25.032 151 7.127 98
2012 13.915 27.425 158 8 199 107
2013 14.415 29.284 166 9.059 118
 2014* 14.899 32.186 176 10.010 124
1980-2009 -33 -55 -96 -68 -92
2009-2014 -6 -34 -95 -35 -88
1980-2014 +28 +32 +16 +50 +30
(*) TÜİK (2014a)

Kaynak: TÜİK (2014b ve 2015b)

Türkiye`de özelde hayvansal üretim, genelde de tarımsal üretimle ilgili istatistiklerin güvenilir ve doğru bir zemine oturtulamamış olması, hemen her dönem yöneticilere istatistikler üzerinde şu ya da bu şekilde tasarrufta bulunma imkânı sağlayabilmektedir.  Bu nedenle hayvan popülâsyonunun belirli bir dönemde biyolojik olarak artamayacağı kadar abartılı rakamlar ortaya çıkmaktadır. Örneğin 1980-2009 yıllarını kapsayan 30 yıllık dönemde toplam hayvan varlığı %55 oranında azalırken, 2009`u izleyen 5 yılda %50`nin üzerinde artabilmiştir!

Grafik 1`de hem dönem ortalaması olarak sığır sayıları hem de dönemden döneme değişim hızları verilmiştir. Görüleceği gibi 1984`ten 2004 yılına kadar olan zaman diliminde azalma dikkat çekmektedir. Bu dönemde (1984-1986 ile 2002-2004) yıllık azalma hızı ortalama %1.24 olmuştur. Buna karşılık 2004 ve 2009 yılları arasında az da olsa bir artış vardır. Bu dönem için artış hızı neredeyse önceki 20 yıllık dönemin azalış hızına eşittir (%1.26). Yalnız son dönemde sığır sayısındaki artış %7.31 gibi oldukça yüksek bir değere ulaşmıştır. Yıl esas alınarak bir değerlendirme yapıldığında artış hızı 2010 yılından 2011‘e %8,9, 2011 yılından 2012 yılına da %12,4 bulunmuştur. Özellikle bu değerleri güvenilir saymak için geçerli herhangi bir neden bulmak oldukça zordur (Akman ve ark., 2015).

 

Grafik 1- Üçer Yıllık Dönemlerin Ortalama Sığır Sayısı ve Değişim Hızı, % (Akman ve ark., 2015)

2000 yılında sığır varlığının %16,8`i kültür ırkı, %44,0`ü kültür ırkı melezi ve %39,2`si yerli ırk olarak tanımlanırken; bu oranlar 2013 yılında aynı sırayla %41,3, %42,4 ve %16,3 olarak hesaplanmıştır. 2000-2013 yılları arasındaki 13 yılda kültür ırkı oranı %16,8 dan %41,3`e yükselmiştir (Tablo 3). Bir başka ifadeyle 2000 yılında 1,8 milyon olan kültür ırkı sığır sayısı 2013 yılında 6 milyon başa ulaşmıştır. Yani yıllık artış hızı ortalama %9,6 olmuştur.

Buna karşılık kültür ırkı melezlerinin sayı ve paylarındaki artış daha yavaştır. Örneğin 2000 yılında 4,7 milyon baş olan kültür ırkı melezi sayısı yıllık %2,0`lik artışla 2013 yılında 6,1 milyon başa ulaşmıştır. Bu dönemde, beklendiği şekilde yerli ırktan sığırların sayısı azalmış, 4,2 milyon baş olan yerli sığır sayısı, yıllık ortalama %4,4 azalarak 2,3 milyon başa gerilemiştir.

Tablo 3- Tarım Bölgelerine Göre Sığır Varlığında Genotiplerin Payı, %

Tarım Bölgeleri 2000 2013
Kültür Irkı Kültür

Melezi

Yerli Kültür Irkı Kültür

Melezi

Yerli
Ortakuzey 17,9 46,1 36,0 40,1 42,9 17,0
Ege 36,8 46,9 16,3 72,2 21,4 6,4
Marmara 39,4 53,5 7,1 63,2 32,3 4,5
Akdeniz 12,9 66,1 21,0 35,8 57,3 6,9
Kuzeydoğu 4,9 30,9 64,1 10,2 63,8 26,0
Güneydoğu 7,8 24,3 67,9 23,0 38,6 38,5
Karadeniz 8,4 51,8 39,9 24,0 53,2 22,8
Ortadoğu 9,6 38,6 51,7 29,2 54,4 16,4
Ortagüney 27,0 50,8 22,2 60,8 31,4 7,8
Toplam 16,8 44,0 39,2 41,3 42,4 16,3
Kaynak: TÜİK (2015c) ve Akman ve ark. (2015)

Genotip gruplarının tarım bölgelerine dağılımı, bir başka ifadeyle her genotip gurubunda tarım bölgelerinin payları ile bu payların zaman içerisindeki değişimi Tablo 4`te verilmiştir. Tablodan da görüleceği gibi toplam sığır varlığında 2000-2013 yılları arasını kapsayan dönemde Karadeniz ve Ortadoğu tarım bölgelerinin payı gerilerken, Ege ve Ortagüney tarım bölgelerinin payı artmış; diğer bölgelerde ise önemli bir değişiklik olmamıştır.

Gerek 2010, gerekse 2013 yıllarında kültür ırkı sığır varlığının yaklaşık %43`ü Ege ve Marmara Bölgelerinde bulunmaktadır.

Tablo 4- Genotiplere Göre Sığır Varlığında Tarım Bölgelerinin Payı, %

Tarım Bölgeleri Kültür Irkı Kültür Irkı Melezi Yerli Toplam
2000 2013 2000 2013 2000 2013 2000 2013
Ortakuzey 13,7 12,0 13,5 12,5 11,8 12,9 12,8 12,4
Ege 26,7 31,4 13,0 9,1 5,1 7,1 12,2 17,9
Marmara 16,3 11,4 8,4 5,7 1,2 2,0 6,9 7,4
Akdeniz 5,1 6,4 10,0 10,0 3,6 3,1 6,7 7,4
Kuzeydoğu 4,3 3,5 10,4 21,5 24,2 22,8 14,8 14,3
Güneydoğu 4,8 5,7 5,7 9,3 18,0 24,1 10,4 10,2
Karadeniz 7,9 5,8 18,6 12,4 16,1 13,9 15,8 9,9
Ortadoğu 6,5 5,7 9,9 10,3 14,9 8,1 11,3 8,1
Ortagüney 14,7 18,2 10,5 9,2 5,2 5,9 9,1 12,4
Toplam 100
 

Türkiye`de sığır varlığının en yüksek olduğu 10 il Tablo 5`te verilmiştir. Görüleceği gibi sığır varlığının üçte biri bu illerde barındırılmaktadır.

Tablo 5- Türkiye`de İllere Göre Toplam Sığır Varlığı

İller Sayısı (Baş) Oranı (%)
2010 2013 2010 2013
Konya 390.640 750.693 3,6 5,1
Erzurum 545.030 693.019 5,1 4,7
Balıkesir 233.790 581.525 2,2 3,9
Kars 269.290 538.572 2,5 3,6
İzmir 240.380 513.817 2,2 3,5
Diyarbakır 245.710 350.058 2,3 2,4
Sivas 366.140 348.434 3,4 2,4
Ağrı 287.500 344.058 2,7 2,3
Aydın 214.550 335.438 2,0 2,3
Samsun 325.500 335.003 3,0 2,3
10 il toplamı 3.118.530 4.790.617 29,0 32,5
Genel toplam 10.761.000 14.774.924 100,0 100,0
Kaynak: TÜİK (2015c)

Kültür ırkı sığır varlığının en yüksek olduğu başlıca iller Konya, Balıkesir ve İzmir; kültür ırkı melezlerinin en yüksek olduğu il Erzurum`dur. Buna karşılık en fazla yerli sığıra sahip il ise Ağrı`dır (Tablo 6).

Tablo 6- Türkiye`de Sığır Genotiplerinin İllere Göre Dağılımı

SIĞIR (KÜLTÜR) SIĞIR (MELEZ) SIĞIR (YERLİ)
İller Baş İller Baş İller Baş
Konya 471.999 Erzurum 544.686 Ağrı 177.762
Balıkesir 453.336 Kars 389.148 Diyarbakır 135.503
İzmir 385.564 Ardahan 268.584 Muş 112.797
Aydın 251.213 Sivas 231.276 Kars 94.316
Denizli 220.043 Konya 225.199 Samsun 83.364
Afyon 218.478 Samsun 173.501 Şanlıurfa 73.436
Burdur 192.093 Ağrı 145.837 Yozgat 71.723
Çanakkale 177.414 Kayseri 145.746 Tokat 67.584
Bursa 146.530 Muş 141.599 Van 66.097
Kırklareli 137.796 Ankara 138.666 Erzurum 64.527
10 il 2.654.466 10 il 2.404.242 10 il 947.109
Toplam 6.216.665 Toplam 6.366.660 Toplam 2.191.599
Kaynak: TÜİK (2015c)

Türkiye‘de sığırcılık işletmelerinin büyüklüğü ve sayısına ilişkin bilgiler Tablo 7 ve Tablo 8`de verilmiştir. Tablo 7`de görüldüğü üzere 2013 yılında toplam süt sığırcılığı işletme sayısı 1.250.097`dir. Bunların yarısından fazlasında sığır sayısı 1-5 baş arasında, %76`sındaki sığır sayısı da 10 başın altındadır. 100 ve daha fazla sığıra sahip işletmelerin oranı %0,33 kadardır.

Çizelge 8`de görüleceği üzere besi işletmelerinin yaklaşık %76`sının kapasitesi 1-10 baş arasındadır. 50 ve daha fazla hayvan besleme kapasitesinde olan işletmelerin payı ise %3,5 kadardır.

Tablo 7- Süt Sığırcılığı İşletmelerinin Sayısı (2013) ve

Büyüklük Gruplarına Dağılımı

Büyüklük grubu, baş Sayı %
1-5 701.907 56,1
6-9 252.776 20,2
10-19 190.009 15,2
20-49 85.910 6,9
50-99 16.204 1,3
100-199 3.141 0,3
200+ 1.000 0,1
Toplam 1.250.947 100,0
Kaynak: Ulusal Süt Konseyi (2014)

Tablo 8- Sığır Besi İşletmelerinin Büyüklük Gruplarına Dağılımı

Büyüklük grubu, baş İşletme sayısı Grubun payı, %
1-5 210.532 56,2
6-10 76.084 20,3
11-25 58.917 15,7
26-49 16.339 4,4
50-100 10.720 2,9
100-200 1.770 0,5
201+ 589 0,2
Toplam 374.951 100,0
Kaynak: Kayhan (2012)

Türkiye`de sığır ve mandadan elde edilen süt ve et üretimi, bunların toplam üretimdeki payları ve iki dönem için (2000-2009 ve 2009-2013 yılları) yıllık değişim hızları Tablo 9`da verilmiştir. Tabloda görüldüğü üzere bu süre içerisinde toplam süt üretiminde sığırın payı bir miktar artmış, mandanın zaten az olan payı iyice düşmüştür.

İnek sütü üretiminin yıllık artış hızı 2000-2009 döneminde yıllık %3,2 iken, 2009-2013 döneminde %9,5 olmuştur.

Çizelge 9`da görüleceği üzere, kırmızı et üretiminde yıldan yıla önemli değişiklikler olabilmektedir.

Öte yandan kırmızı et üretiminde sığırın payı 1998-2001 döneminde %66 iken 2010-2013 döneminde %85`e yükselmiştir (Akman ve ark., 2015).

Tablo 9- Türkiye‘de Sığır ve Mandadan Süt ve Et Üretimi, Bu Türlerin Toplam Üretimde Payları ve Üretimin Yıllık Değişim Hızı (YDH)

Yıllar SÜT ET
Sığır Manda Sığır Manda
Üretim

1000 t

Pay

%

Üretim

1000 t

Pay

%

Üretim, t Pay

%

Üretim, t Pay

%

2000 8.732 89,2 67 0,7 609.043 64,8 9.233 1,0
2002 7.491 89,1 51 0,6 721.867 69,7 7.401 0,7
2004 9.609 90,0 39 0,4 522.012 68,1 6.579 0,9
2006 10.867 90,9 36 0,3 547.349 71,4 4.866 0,6
2008 11.255 91,9 31 0,3 744.573 73,7 2.980 0,3
2009 11.583 92,4 32 0,3 734.991 72,4 3.563 0,4
2010 12.419 91,7 35 0,3 618.584 79,2 3.387 0,4
2011 13.802 91,7 40 0,3 644.906 83,0 1.615 0,2
2012 15.978 91,8 47 0,3 799.344 87,3 1.736 0,2
2013 16.655 91,4 52 0,3 869.292 87,3 336 0,0
YDH,

%

2000-2009 3,2 -7,9 2,1 -10,0
2009-2013 9,5 12,9 4,3 -44,6
Kaynak: TÜİK (2015b) ve Akman ve ark. (2015)

Üretimin karlılığı açısından süt ve yem fiyatlarının tek başlarına değerlendirilmeleri bir anlam ifade etmez. Bunun için süt fiyatı/yem fiyatı eşitliğinden elde edilen oran, yani süt–yem paritesi daha uygun bir değerlendirme aracıdır (Akman ve ark., 2015). Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından yayınlanan istatistikler arasında 2007-2014 dönemi süt/yem paritesi değerleri de mevcuttur (USK, 2015). Bu dönemde en düşük değer 0,98 ile 2011`de gerçekleşirken; en yüksek değer 1,45 ile 2009 yılında elde edilmiştir.

Aynı yıllarda bir karşılaştırmaya olanak tanımak için Türkiye ve ABD`de süt-yem paritesi değerleri Grafik 2`de bir araya getirilmiştir. Görüldüğü üzere Türkiye`de süt-yem paritesi, incelenen dönem içerisinde, bir kez bile ABD`deki değerlere yaklaşmamıştır.

 

Grafik 2- Türkiye ve ABD`de Süt-Yem Paritesi (Akman ve ark., 2015 ve USK, 2015)

Grafik 3`da Türkiye`de süt-yoğun yem paritesi verilmiştir. Görüldüğü gibi parite yalnızca 1998-2001 döneminde 2`nin üzerine çıkabilmiştir. Son yıllarda ise 1 – 1,1 arasında değişmektedir.

Grafik 3- Türkiye`de Süt / Yoğun yem paritesi (Koç, 2014)

Türkiye, 2010 yılında kırmızı et fiyatlarını çok yüksek bularak; sığır eti, kasaplık ve besilik canlı sığır ile kasaplık koyun kuzu ithalatına başlamıştır. 2010 yılı Ağustos ayından günümüze kadar yapılan ithalatın tutarı 3,6 milyar dolara ulaşmıştır. Ancak söz konusu dönemde karkas ve et fiyatları da artmaya devam etmiştir. Bu durum Türkiye`nin bu kısır döngüde yaşamaya zorlandığının önemli kanıtları arasında görülebilir (Akman ve ark., 2015).

Türkiye`nin 2010-2014 yıllarını kapsayan 5 yıllık dönemdeki canlı hayvanlar ile et ve et ürünleri ithalatı Tablo 10`da verilmiştir. Tablodan da görüleceği gibi, söz konusu dönemde 2,7 milyar dolarlık canlı hayvan, 900 bin dolarlık et ve et ürünleri olmak üzere toplam 3,6 milyar dolarlık ithalat yapılmıştır.

Tablo 10. Yıllara Göre Türkiye`nin Canlı Hayvan ve Et İthalatı (Bin $)

Yıllar Canlı hayvanlar Et ve et ürünleri Toplam
2010 333.080 251.235 584.315
2011 1.028.121 514.810 1.542.931
2012 852.074 99.743 951.817
2013 346.448 29.279 375.727
2014 139.897 12.106 152.003
TOPLAM 2.699.620 907.173 3.606.793
Kaynak: TÜİK(2015a)

Söz konusu dönemde canlı sığır ve sığır eti dış ticareti Tablo 11`de verilmiştir. Tablodan da görüldüğü üzere bu dönemdeki ithalat yaklaşık 3,2 milyar dolardır.

Tablo 11- Türkiye`nin Yıllara göre Canlı Sığır (Damızlık, Kasaplık, Besilik) ve

Sığır Eti İthalat ve İhracatı (ABD Doları)

Yıllar   İhracat ($) İthalat ($)
2010 Sığır (damızlık) 0 65.544.857
Sığır (damızlık olmayanlar) 3.030 208.210.314
Sığır eti 840.847 249.256.831
Genel Toplam 843.877 523.012.002
2011 Sığır (damızlık) 0 292.952.534
Sığır (damızlık olmayanlar) 0 555.783.158
Sığır eti 637.924 511.868.440
Genel Toplam 637.924 1.360.604.132
2012 Sığır (damızlık) 0 163.824.429
Sığır (damızlık olmayanlar) 30.001 611.588.954
Sığır eti 845.027 95.992.271
Genel Toplam 875.028 871.405.654
2013 Sığır (damızlık) 1.133.494 102.182.831
Sığır (damızlık olmayanlar) 25.090 195.627.308
Sığır eti 1.035.456 24.271.868
Genel Toplam 2.194.040 322.082.007
2014 Sığır (damızlık) 1.948.050 67.313.617
Sığır (damızlık olmayanlar) 42.672 35.727.231
Sığır eti 665.792 1.942.216
Genel Toplam 2.656.514 104.983.064
2010-2014 YILLARI TOPLAMI 7.207.383 3.182.086.859
Kaynak: TÜİK(2015a)

Bakanlık yetkilileri büyükbaş hayvancılıkta işletme ölçeğinin büyütülmesinin hayvancılıktaki gelişmenin göstergesi olduğunu öne sürmekte; Türkiye`de 2002 yılında 50 baş ve üzeri büyükbaş hayvan bulunan orta ve büyük boy hayvancılık işletmesi sayısının 4.300 iken, 2014 yılı itibariyle 31 bin 450‘ye yükselmesi ile övünmektedirler (Eker, 2015).

Yetkililerin bu artışı sürekli olarak gündeme taşımaları, büyük işletme sayısının artmasını politikalarının başarısı olarak algılamalarından ileri gelmektedir. Oysa büyük işletmelerin özendirilmesi tekelleşme eğilimini artırmasının yanı sıra bu gelişme söz konusu işletmelerin çok daha fazla arazi talep etmelerine yol açarak toprak mülkiyet yapısını değiştirecek, belirli bölgelerde yaygınlaşan üretim, en azından o bölgeler için çevre kirliliğini daha büyük bir sorun haline getirecektir (Akman ve ark., 2015).

Hayvancılıkta sorunların çözümü için  öncelikle şirket tarımını öne çıkaran politikalar terk edilerek, mevcut üreticileri daha iyi duruma taşıyacak uygulamalara geçilmeli, var olan imkânlar ithalat için değil ülkemizin üreticileri için kullanılmalıdır.